Yazılar/Konuşmalar/Savunmalar…

behiceboran.net
|< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 >|    Liste
Antiemperyalist Kıbrıs Stratejisi Ne Olmalıdır? (Ant, Sayı 52, [651]): Türkiye'ye katılım veya taksim gerçekleşmeyince en iyi çözüm yolu, Kıbrıs'ı Yunanistan'a bırakmamak olmalıdır, bu da ancak silahlardan ve askerlerden arınmış, Federatif Bağımsız Kıbrıs teziyle olanaklıdır. Anglo- Amerikan emperyalistler kendi çıkarları için Yunanistan'ı tutmaktadırlar. İşte bu yüzden Kıbrıs davası, kendi başına bir dava değil, antiemperyalist bir savaşın parçasıdır. Kıbrıs'a yapılacak çıkartmanın antiemperyalist bir savaşın bir bölümü olduğunu düşünerek çıkartmaya oy verdik, Kıbrıs sorunu, antiemperyalist açıdan sürdürüldüğü zaman, Amerikan ve NATO üslerinin dışarı atılmasıyla sona erecek ve antiemperyalist savaş kazanılacaktır, diye ekler.
[yazı için tıklayınız]
Antiemperyalist Mücadelede Öncü, İşçi Sınıfının Partisidir (TİP Haberleri, Sayı 3, [652]): Yazı 10 Aralık 1967'de yapılan Ankara İl Kongresi'ndeki konuşmadandır. "TİP ve Kıbrıs", "Antiemperyalist, Antifaşist İşbirliği", "Öncü İşçi Sınıfının Partisidir" bölüm başlıklarıyla bu konuları ele alır.
[yazı için tıklayınız]
Kıbrıs Şimdi Ne Olacak (Milliyet gazetesi, 8 Aralık 1967, [654]): "Şartları Bilelim", "Makarios'un Oyunu", "Türkiye'nin Bugün Yapması Gerekenler Şunlardır", "Yeni Bir Küba mı?", Sadece ABD ile Olmaz" ara başlıklarıyla soruyu yanıtlar.
[yazı için tıklayınız]
Devrim Stratejisi Ne Olmalıdır? (Ant, Sayı 55, [658]): İstanbul Yüksek Teknik Okulu Talebe Birliği tarafından düzenlenen "Türk Devriminin Stratejisi" konulu açık oturumda yaptığı konuşmanın Ant dergisinde çıkan özetidir. Oturuma aynı zamanda İlhan Selçuk, Mihri Belli ve Hayrettin Uysal da katıldı.
[yazı için tıklayınız]
Devrim Stratejisi Üzerine Açık Oturum (Ant, Sayı 56, [660]): İstanbul'da Türkiye Öğretmenler Sendikası salonunda düzenlene, Mihri Belli, İlhan Selçuk ve Behice Boran arasındaki Milli Demokratik Devrim Sosyalist Devrim tartışmasının özetidir. Her üç konuşmacının da görüşleri yer alır.
[yazı için tıklayınız]
Hedef İktidarı Almaktır... (TİP Haberleri, Sayı 6, [667]): İstanbul Yıldız Teknik Okulu Öğrencileri Derneği tarafından "Türk Devrimi'nin Stratejisi Ne Olmalıdır?" konulu seri konferans ve bir açık oturum düzenlenir. TİP MYK Üyesi ve Urfa Milletvekili Behice Boran da bu etkinliklerde yer alır ve reform, devrim, strateji, rota, burjuva devrimi ve Türkiye, ordu gibi konularda görüşlerini belirtir.
[yazı için tıklayınız]
Parlamento Çoğunluğu Gerçek İktidar Değildir (TİP Haberleri, Sayı 6, [671]): Temel sınıfların toplumu yönetmede güçsüz olduğu, yani burjuvazinin bunu başaramayıp zayıflık içine düştüğü, işçi ve emekçi sınıfların ise iktidarı alabilecek bir durumda bulunmadığı yerlerde askeri darbeler olur.
[yazı için tıklayınız]
Milli Bakiye Seçim Sisteminde Değişiklik Üzerine (Milliyet, Şubat 1968, [675]): Milliyet gazetesinin seçim sistemindeki değişiklik üzerine sorularına verilen yanıtlardır.
[yazı için tıklayınız]
NATO'dan Niçin Çıkmalıyız? (Forum, Sayı 335, [676]): Amerika ile Sovyetler Birliği arasında bir silahlı çatışmada en başta Türkiye, kademeli savaşın ilk kademesinin yer alacağı, karşılıklı kuvvet gösterisinin deneneceği bir alan olacak. NATO anlaşması ve askersel örgütü Sovyetler Birliği'ne karşı meydana getirildi. Ama Türkiye'nin ulusal güvenliği ve savunması açısından değil, Amerika'nın çıkarları ve savunulması açısından. Türkiye'nin çıkarı, bir üçüncü dünya savaşının ve bölgede yer alabilecek yerel savaşların dışında kalmaktır ve dışında kalabilir. NATO ve örgütü içinde oldukça, Türk topraklarında Amerikan ve NATO üsleri bulundukça, bu çeşit savaşlara istemeden bulaşması tehlikesi vardır.
[yazı için tıklayınız]
Çekoslovakya Olayları, Sosyalist Demokrasi ve Ulusal Bağımsızlık (Milliyet, 27 Ağustos 1968, [681]): Sovyetler Birliği'nin, Varşova Paktı'nın diğer dört üyesiyle birlikte Çekoslovakya'ya yaptığı askersel müdahalenin hiçbir yönden haklı, hatta gerçekçi politika bakımından bile geçerli görülebilecek yanı yoktur. Bu müdahale ulusal bağımsızlık ve eşitlik haklarına olduğu kadar sosyalizm ve sosyalist enternasyonalizm ilkelerine de aykırıdır. Sovyetler Birliği'nde ve onun sistemini esas örnek alan Halk Cumhuriyetleri'nde "işçi sınıfı diktatörlüğü" partinin, hatta parti içinde belirli bir kadronun gitgide bir kişinin despot, keyfi yönetimi biçimini almıştır. Yeni hareketler, Sovyetler Birliği'nde iç politik düzenin değişmesi, sosyalist demokrasinin gerçekleştirilmesi yönündedir. Sovyetler Birliği büyük, deneyimli devlet olmak niteliğiyle her sorunda kendi sözünü geçirmek alışkanlığını, sosyalizmle ilgili sorunları en iyi ben bilirim düşüncesini edinmiştir ve bundan kolay kolay vazgeçecek gibi de görünmemekte. Dünyada kapitalizm ve emperyalizm hâlâ güçlü biçimde var olduğundan kapitalizme geri dönüş akımları da belirebilir. Toplumsal koşulları ölçü dışı zorlayarak tepeden inme yöntemlerle ve tek yönlü uygulamalara gidildiği zaman sarsıntılar, dalgalanmalar kaçınılmazdır.
[yazı için tıklayınız]
İhtilafın Nedenleri (Ant, Sayı 99, [685]): Mehmet Ali Aybar'ın tutumunu eleştirir: Sanki TİP içinde "tepeden inmeci, özgürlük düşmanı" kimseler varmış gibi göstermek yoluna gidildi, oysa hiçbir zaman özgürlükçü olmayan bir sosyalizm anlayışı ileri sürülmemiştir.
[yazı için tıklayınız]
Türkiye'de Sosyalist Hareket (TİP Haberleri, Sayı 4, [688]): ODTÜ Fikir Kulübü tarafından 21 Aralık'ta düzenlenen "Türkiye'de Sosyalist Hareket" konulu konferanstaki konuşmanın özetidir. "Sınıfsal Farklılık", "Milli Burjuvazi ile İşbirliği", "İşçi Sınıfının Çıkarları" ara başlıklarıyla ile konuyu anlatır.
[yazı için tıklayınız]
Sosyalist Hareketin Sorunları (TİP'in Durumu) (Tüm, Sayı 1, [690]): Parti içi tartışmalar demokratik sosyalizm ile devrimci sosyalizm yanlıları arasında bir ayrılık ve çatışma değildir. Genel başkan Aybar'ın kendisine karşı çıkan en yakın çalışma arkadaşlarını kötülemek ve giderek tasfiye edebilmek için aynı dayanaksız, kanıtsız, haksız ve kendisinin de doğru olmadığını bildiği suçlamalara başvurmuş olduğudur.
[yazı için tıklayınız]
Sosyalist Hareketin Sorunları: 2 (Tüm, Sayı 2, [693]): "TİP'in İç Çelişkileri ve Sapmanın Olmaması Şartları" ara başlıklarıyla konuyu ele alır.
[yazı için tıklayınız]
Olağanüstü Kongre Konuşması (2. Olağanüstü Kongre, Ankara, [701]): Mehmet Ali Aybar ile sosyalizm anlayışındaki farkları anlatır. Görüş ayrılıkları partide bir disiplin içinde tartışılırsa dinamizm sağlar. Ama bunu başarılamadığını, başarılamamasında Aybar'ın tutumunun belirleyici olduğunu anlatır. Farklılıkları tasfiyeyle çözmeye çalıştığını, kendilerine açık mücadeleden başka bir yol bırakmadığını belirtir. Sosyalizmde yeni fikirler ileri sürmek sapma olarak ele alınamaz. Sosyalizm muhtevada tek, uygulamada çeşitlidir. Aybar bu bağı kopartıyor. Parti lideri olarak önemli konularda partiyi bağlayacak biçimde davranamaz. Tartışmalıyız diyor, ama tartışılması gereken konularda bazı görüşleri bilimsel hakikatmiş gibi öne sürüyor.
[yazı için tıklayınız]
... Ve İhtilal Üzerine (Tüm, Sayı 4, [717]): Bugün Türkiye'de nesnel olarak devrimci koşullar oluşuyor mu veya görünür bir gelecekte oluşmaya doğru gidiyor mu, sorusunu ciddi gerekçelerle "evet" diye yanıtlamadıkça sosyalizm için demokratik yoldan savaşımı küçümseyip hareketten uzak durmak veya ona karşı çıkmak gevezelikten başka bir şey olmaz. İhtilalci yolu seçip seçmemek kişilerin ve örgütlerin öznel tercihlerine bağlı değildir. Bunun için, bugün Türkiye'de bütün sosyalistlerin başta gelen ve ivedi görevi, kestirme yollar arama fantezilerinden uzak durup, işçi ve emekçi kitleleri örgütlü ve bilinçli politik bir güç haline getirmek ve sosyalist mihver çevresinde toplumun bütün ilerici güçlerini toplamaktır.
[yazı için tıklayınız]
Sosyalist Harekette Küçük Burjuva Etkenler (Emek, Sayı 2, [720]): Ağırlıkla tarım kesimindeki küçük toprak sahiplerinden hareketle küçük burjuvazinin yapısını ele alır.
[yazı için tıklayınız]
Bürokrasi Üzerine Tartışmalar (Emek, Sayı 4, [724]): Bir görüşe göre, sivil-asker yönetici grup tarihimizde ilerici bir rol oynamıştır, "geleneksel devrimciliği" vardır. Bu Ulusal Demokratik Devrimcilerin tezidir. Doğan Avcıoğlu'nun Türkiye'nin Düzeni, Dün Bugün adlı kitabı da aynı doğrultudadır. İkinci görüşe göre ise, Türkiye'de "bürokratlar" veya devleti yönetici grup, bir sosyal "sınıf" niteliği gösterir. Daima halkı horlamış, tepeden inmeci, ceberut bir yönetimi sürdürmüştür. Bürokrat "sınıf"ın veya yönetici asker-sivil grubun, bu niteliği hiç değişmemiştir. Ayrıca bu "sınıf" veya grup 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa kapitalizmine açmış, yerli üretim güçlerinin gelişmemesine, hatta yıkımına neden olmuş, 1945'ten sonra Amerika ve ardından Avrupa sermayesini, etkisini, askersel gücünü ülkeye sokmuştur. Bu ikinci görüşün belli başlı savunucuları, Mehmet Ali Aybar ve son kitabı ve makaleleriyle İdris Küçükömer'dir. Ama temel görüşte, bürokratların veya yönetici grubun devrimci, ilerici, anti-emperyalist olmadığı görüşünde birleşmektedirler. Haklı olarak övündüğümüz, onur duyduğumuz Ulusal Kurtuluş Savaşı, bürokrat tabakanın, özellikle asker kesiminin girişimi ve çabasıyla gerçekleşmiştir, toplum yapısını değiştirmemiş, üst-yapıya özgü kalmış olsa da (ve bundan ötürü toplumda etkinliği sınırlanmış bulunsa da) sultanlık ve halifelikten cumhuriyete geçişi, laik yargı sistemini ve eğitimi ve diğer "devrimleri" biz sosyalistler savunmayacak mıyız, savunmuyor muyuz? 27 Mayıs'ın getirdiği Anayasayı ‘Subayların Anayasası' diye mi nitelendirmek gerekir? Böyle bir nitelendirme sosyolojik açıdan ne derece geçerlidir?", Milli Demokratik Devrimcilerin önce anti-emperyalist savaşım, sonra sosyalist dönüşüm öngörmesi mekanik düşünce biçiminin ta kendisidir. CHP bürokrasi ile hem de onun üst kademeleriyle tam örtüşmemektedir. Tam özdeş olmaktan çıkmıştır. Bugün bürokrat tabakayı CHP ile bir tutup, onun politik tutumunu "Son çözümlemede bürokratlar gerçekten devrimci değillerdir, sosyalist olamazlar, son kertede ağa ve burjuvalarla birlikte hepsi emekçi sınıflara karşı birleşirler" düşüncesiyle bugünkü durumu ikincil çelişkileri, tutarsızlıkları ve savaşımlarıyla görmezlikten gelmek veya küçümsemek politik bir gaflet olur ve bu tutum sürdürülürse sekreterliğin, bağnazlığın, dogmacılığın ta içine düşülür. Bürokrasi sınıf değildir, tabakadır. Nesnel koşullar bu tabakayı, emperyalizme karşı ulusal bağımsızlıktan, sosyal adaletten, halk kitlelerinden yana bir çizgiye doğru itelemektedir. Sosyalistlere düşen görev, bu durumdan yararlanarak bürokrasiyi ağa ve burjuvalardan, burjuva ideolojisinden daha da koparmaya ve onu işçi-emekçi sınıfların davasına kazanmaya çalışmaktır. Bu görüş daha sonraki yazılarında da tekrarlanacaktır.
[yazı için tıklayınız]
Bürokratlar Bir Sınıf Mıdır? (Emek, Sayı 5, [731]): Türkiye'de günün bürokratlarının durumu; Osmanlı İmparatorluğu, İttihat ve Terakki ile CHP iktidarları bürokratlarının durumu ile karşılaştırarak sınıf değil, tabaka olduklarını anlatır.
[yazı için tıklayınız]
Bürokratların Çelişmeli Durumu (Emek, Sayı 6, [736]): "Bürokratik burjuvazi" ve "bürokratik sermaye" kavramları ile İdris Küçükömer'in Düzenin Yabancılaşması kitabını ele alır.
[yazı için tıklayınız]
Azıtan Sağ Karşısında Dağınık Sol (Emek, Sayı 7, [741]): Genellikle, sosyalizm için çalışmak bir "ek görev" gibi yapılmaktadır. Günün yirmi dört saatinde sosyalizmi düşünmek ve sosyalizm için çalışmak bir insanın yaşamını biçimlendiren ve yaşamına yön veren bir kural haline geldiği zaman gerçekten sosyalist olunur.
[yazı için tıklayınız]
Seçimler, Sosyalizm ve Parti (Emek, Sayı 9, [744]): Sosyalist teori, işçi-emekçi sınıfların kendiliğinden bilinçlenmesinin sosyalist bilince dönüştürülmesi konusu ele alır ve işler.
[yazı için tıklayınız]
Sapmalar Açık Seçik Beliriyor (Emek, Sayı 10, [748]): Açık ve seçik olarak akılda tutulması gereken nokta yoksul köylü sınıflarının, sayıca ne denli kalabalık olsalar da, fazla gelişmemiş düzeydeki kapitalist üretim ilişkilerinin egemen ilişkiler durumunda olduğu Türkiye'de "temel sınıf" niteliğini taşımamalarıdır. Sayıları ne olursa olsun temel sınıflar sermayeci sınıf ve işçi sınıfıdır. Ne Türkiye'de, ne her hangi bir başka toplumda köylü sınıfının burjuvaziden ve işçi sınıfından ayrı ve bağımsız, kendine özgü bir sınıf ideolojisi ve sınıf savaşımı yoktur, olmamıştır.
[yazı için tıklayınız]
Niçin Örgüt? (Partinin Sesi, Sayı 1, [753]): Sadece seçimlere girmekle yetinmeyip sağlam ve etkin sosyalist örgütlenmeyi hedeflemek gerektiğini anlatır.
[yazı için tıklayınız]
Böylesine Sosyalizm (Emek, Sayı 15, [755]): Seçimlerde Mehmet Ali Aybar'ın yürüttüğü seçim çalışmasında izlenecek yollar ve parti politikası üzerine eleştirileri yer alır.
[yazı için tıklayınız]
|< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 >|    Liste