Yazılar/Konuşmalar/Savunmalar…

behiceboran.net
|< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 >|    Liste
Okul Dergisinde İlk Yazıları (Costantinopole College Quarterly, 1931, [29]): Ocak sayısında "Topkapı Haremi'nde" yazısında saray entrikaları ve iktidar hırsını konu yapar. Nisan sayısında "Hasan Hüseyin" yazısında henüz 21 yaşındayken emekçi sevgisi, dürüstlüğü, Anadolu insanı örneği temasını işler. Haziran sayısında "Deli" insan sevgisini ele alır.
[yazı için tıklayınız]
Bir Mesleki Mobilite İncelemesi (Michigan Universitesi, Aralık 1938, [43]): Alt başlığı "1910-1930 Yılları Arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde Meslek Gruplarının Yaş Dağılımı Analizi"dir. Çalışmasına yazdığı önsözde kendisine yardımcı olan öğretim üyelerine teşekkür eder. Birinci bölüm, mesleki farklılaşmanın ve mobilitenin sosyolojik önemini anlatır. Arkasından incelemede kullandığı sınıflandırmayı belirtir. Kaynak materyal ve prosedüre yer verir. Son bölümde ise verilerin analizini yapar; grafiklere, tablolara ve kaynakçaya geniş yer verir.
[yazı için tıklayınız]
Sosyolojide Yeni Araştırma Esasları (Siyasi İlimler Mecmuası, Sayı 109, [167]): İnsan-çevre ilişkileri üzerine Durkheim'ın toplum anlayışı ve incelemelerini ele alır.
[yazı için tıklayınız]
Köy Davası "ŞEHİRLEŞMEK" Davasıdır I (Siyasi İlimler Mecmuası, Sayı 111, [172]): Tarım ile sanayi örgütlenmesinin her aşamada köy ile kent yaşamının birbirinden farklıdır ve bu farklılığın kökeni tarımsal üretimle sınai üretimin örgütlenmeleri arasındaki farklardan kaynaklanır. Sorunun çözümü tarımı ticaret ve sanayideki tempoya, köy yaşamını kent yaşamındaki tempoya uydurmaktır. Çünkü ileri olan teknik ve ileri olan örgüt biçimi kentte olandır.
[yazı için tıklayınız]
Köy Davası "ŞEHİRLEŞMEK" Davasıdır II (Siyasi İlimler Mecmuası, Sayı 112, [175]): Köyden kente göçün ve tarım nüfusunun azalarak modernleşmesinin zorunlu olduğunu belirtir. Ülke ekonomisinin gelişmesinin bir cephesi de sanayileşme olduğundan, bir kısım nüfusun tarımdan ayrılmasının sanayinin gerçekleşmesi için gerekli olduğunu, bu nedenle köylerden kentlere göçün, tarımsal tekniğin değiştirilmesi koşuluyla korkulacak bir olay değildir, ülkenin genel kalkınması için yararlı bir olaydır.
[yazı için tıklayınız]
Sosyoloji Bakımından Hümanizma (Yücel, Sayı 66, [181]): Mülkiyet ilişkileri ve sahipliği ile Rönesans ve hümanizmayı ilişkilendirir. Ortaçağın tarihsel bakımdan eski devirden daha sonra gelen bir devir olmakla beraber, sosyal gelişim bakımından bir gerileme olduğunu vurgular. Feodalizmin eski Yunan ve Roma'nın taşıdığı mülkiyetin olmadığını belirtir. Yunan düşüncesinin "Her şeyin ölçüsü insandır", "kendini bil" dediğini, hümanizmanın bütün bir ideolojinin anlatımı olduğunu, bu ideolojiyi benimsemek istiyor muyuz sorusuna yanıt aramamız gerektiğini belirterek hümanizmanın başlıca öneminin kabul etmekte olduğumuz Batı kültürünü öğrenmek olmadığını, yani yalnızca tarihi bir değer anlatmadığını, bir dünya görüşü olarak toplum yaşamında bir işlev görürse hümanizmanın kökleşebileceği anlatır.
[yazı için tıklayınız]
Namık Kemal ve Devlet Fikri (Yurt ve Dünya, Sayı 1, [185]): Namık Kemal'e göre hakkın kaynağının tanrısal olduğunu, çoğunluğun yanılması olasılığını mantık olarak olanaklı görmekle beraber, fiilen olası olmadığı düşüncesinde olduğunu söyler. Hakkın ölçüsü olarak kabul ettiği şeriatın bir gün çoğunluğun kararıyla ortadan kalkacağı aklına gelmez. Çünkü Namık Kemal içten bir Müslümandır ve kendisi şeriatın iyiliğine ve zorunluğuna şüphe götürmez bir biçimde inanır. Gerçeğin düşüncelerin çarpışmasından doğacağına inanan Namık Kemal rekabetten gerçeğe ve hakka ulaşabileceği düşüncesindedir. Namık Kemal devleti yönetenlerin ayrıcalıklı bir sınıf meydana getirmesine şiddetle karşıdır. Hele servete dayanarak yükseklik taslamak hiç benimsenemez. Servetle yaratılan yer "dolandırıcıların" yalanlarından oluşur ve "akıl" karşısında asla tutunamaz. Namık Kemal'e göre bir an önce devlet örgütü değiştirilerek ulusa siyasi özgürlükleri verilmelidir. Namık Kemal 19. yüzyıl liberalizminin temsilcilerinden ve savunucularındandır. Ama bazı düşünceleri Namık Kemal'in liberalizmden ayrıldığını ve gelecekteki "devletçilik"e öncülük ettiğini gösterir. Eğitim vb. önemli alanlarda devlete önemli roller yükler.
[yazı için tıklayınız]
Necip Fazıl Kısakürek: Namık Kemal Şahsı-Eseri-Tesiri (Yurt ve Dünya, Sayı 2, [190]): Biçem ve ana düşüncesi bakımından Kısakürek'in kitabının eleştirisidir. Yararlı bir çalışma olduğunu, ancak çalışmanın muhtevasının yazarın amacına tam olarak ulaşamadığını gösterdiğini, üslup bakımından zor ve karmaşık bulduğunu söyler.
[yazı için tıklayınız]
Şehir ve Şehirleşme Davamız (Yurt ve Dünya, Sayı 3, [192]): Ülke davalarının başında gelen köy davasının bir kentleşme davası olduğu, köy davasının "köye dönmek", köyü kendi ekonomik ve sosyal koşulları içinde bırakmak değil, tam tersine, o koşulları değiştirmek olduğunu anlatır. Köy davasını köy romantizmi biçimine sokanlar vardır. Bunlar köy ve kent diye bir ikilik kabul ederler ve bunlar için kent adeta toplumun üvey evladıdır. Oysa, tam tersine, toplumun uyumlu bir biçimde gelişmesi için köy ve kent ikiliğinin ortadan kalkması gerekir. Köye gitmek değil, köyü kentin düzeyine getirmek gerekir. Gerçekte köylü ne melek, ne de Şeytan'dır.
[yazı için tıklayınız]
Büyüyen Şehirlerimiz (Yurt ve Dünya, Sayı 5, [197]): İki kentimizin Doğulu görünümünü değiştirerek onlara modern bir biçim veren yenilikleri belirtir.
[yazı için tıklayınız]
Tiyatro ve Opera (Yurt ve Dünya, Sayı 5, [198]): Tiyatronun ve operanın ülkemizde gelişerek yerleşmesini isterken "devrimci" Türkiye'nin tiyatrosunun da devrimci olması gerektiğini ve yeni tiyatro anlayış ve tekniklerinin geliştirilmesini ister.
[yazı için tıklayınız]
Halide Edip'in Yeni Romanları (Yurt ve Dünya, Sayı 5, [200]): Halide Edip düşüncesinin tersine hiçbir toplumda bütün bireylerin, hatta çoğunluğun fedakâr, feragatli olduğunu söylemek mümkün değildir, sosyal sorunların da böyle çözüldüğü görülmemiştir. Halide Edip bu noktayı tartışmaz. Halide Edip'in Türkiye'yi bir yabancı gözüyle gören ve öyle anlatan bir yazar olduğunu belirtilir. Onun yapıtlarında bir "topluma özgü olmamak" niteliği sezilir. Halide Edip'i şöyle özetler: Halide Edip dinsel bağnazlığa karşıdır, fakat kendisi dindar ve mistiktir. Halkçıdır, çalışan insana değer verir, fakat toplumda aristokratik bir tabakanın önemli yeri olduğuna inanır. Toplumsal sorunlarla ilgilidir, onların çözülmesini ister, fakat bu işlerin merkezî bir örgütlenme ile değil, bireysel girişim ve iyilik anlayışıyla yapılmasına taraftardır. Bazı yapıtlarında savaşımcı gibi görünür, fakat gerçekte sevgi ve ikna yoluyla hareket edilmesini yeğler. Sonuç olarak Halide Edip'in iyileştirmeci ve tutucu olduğunu belirtir.
[yazı için tıklayınız]
Gökyüzü, Bugünkü Astronomi (Yurt ve Dünya, Sayı 5, [204]): B. Toven yapıtının önsözünde, bu koskoca evreni yoktan var eden kudreti düşünüp ona hayran olunacağını ve okurun kendi küçüklüğünü anlayacağını söyler. Kitabın içeriğinin evrenin büyüklüğü karşısında insanın gerçekten hayrete düşürdüğünü kabul eder, ancak bundan tanrısal bir kudretin var olduğu sonucunun çıkarılmasının zorunlu olmadığını, evrenin büyüklüğünün insanı bu düşünceye getirmesinin koşul olmadığını belirtir. "Geçen sene balkonda oturdum, yıldızlara baktım, baktım da kendimin ne küçük olduğunu duyumsadım" gibi sözlerin yersiz bir benmerkezciliğin, şişirilmiş bir benlikçiliğin anlatımından başka bir şey olmadığını söyler. İnsanın geniş bir varlığın parçası olmasının onun öneminden bir şey yitirmediğini, tam tersine, onun önemini artırdığını belirterek bir parçanın yer ve öneminin ancak üyesi olduğu bütüne oranla belirdiğini vurgular.
[yazı için tıklayınız]
Gramer Lazım mıdır? (Yurt ve Dünya, Sayı 5, [205]): Bilimsel tartışmaların nasıl olması gerektiği üzerine düşüncelerini belirtir. Doçent Tahsin Banoğlu'na ve B. Naci Yüngül'e gönderme yapar.
[yazı için tıklayınız]
İstanbul Şehir Tiyatrosu (Yurt ve Dünya, Sayı 6, [206]): Boran, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun Ankara'ya gelişinde gördüğü oyunlardan tiyatronun hızlı bir gelişme göstermediği izlenimine vardığını belirtir, eleştirir.
[yazı için tıklayınız]
Modern Şehir Örneği (Yurt ve Dünya, Sayı 6, [207]): Ankara'nın büyüyerek kentleşmesinin özelliklerini anlatır
[yazı için tıklayınız]
İki Resim Sergisi (Yurt ve Dünya, Sayı 7, [212]): "Sanat toplum içindir" tezini destekler.
[yazı için tıklayınız]
Madame Butterfly (Yurt ve Dünya, Sayı 7, [213]): Batı emperyalizminin girdiği ülkelerde neden olduğu toplumsal ve ruhsal yıkıntılar anlatılır.
[yazı için tıklayınız]
Mücrim Mahalleler (Yurt ve Dünya, Sayı 7, [214]): Çocuk suçu ve genel olarak suçun toplumsal geri kalmışlığın nedeniyle kente göç eden yoksulların arasında yaygın olduğunu ve kent plancılığının kentin toplumsal yaşamını da içine almak zorunda olduğu tezini savunur.
[yazı için tıklayınız]
Değişen Cürüm Telâkkisi (Yurt ve Dünya, Sayı 8, [218]): Suçlunun topluma kazandırılması ve üretici niteliği kazandırılması girişimlerini destekler.
[yazı için tıklayınız]
Kadın Romancılarımız (Yurt ve Dünya, Sayı 8, [219]): Bazı kadın romancılarımızın yazdıkları toplumsal içerikten yoksun aşk romanlarının toplumsal sorunlardan uzaklığını vurgular.
[yazı için tıklayınız]
İptidailik ve Medenilik Mesafesi (Yurt ve Dünya, Sayı 9, [223]): Uygarlığı belirleyenin üretim ilişkilerinin biçimi ve örgütlenmesi olduğu, insan doğası diye adlandıracağımız doğuştan gelen bir insan kişiliğinin olmadığını dile getirir.
[yazı için tıklayınız]
Gökyüzü Reşat Nuri (Yurt ve Dünya, Sayı 10, [227]): Doğaüstü olduğu düşünülen "gökyüzü güçlerine" duyulan inancın kof ve dayanıksız olduğu, böyle olması halinde toplumsal ilerleme diye bir şeyin olamayacağı, biyolojik determinizmin kabul edilemeyeceği ve Reşat Nuri'nin bu konuda kararsız olup bu soruyu açıkta bıraktığı belirtir. Reşat Nuri gökyüzü inanışlarının "insanlığın hamurunda" olması olasılığını ortaya sürmesi üzerine, "İnsanlığın hamurunda ne demektir?" diye sorar. Çözümlemesini bitirirken gökyüzünün köklerinin insanlığın hamurunda değil, toplum koşullarında olduğu vurgular.
[yazı için tıklayınız]
Hayal ve Hakikat (Yurt ve Dünya, Sayı 10, [231]): Köycülük romantizminin bir düş olduğu ve gerçekle bağdaşmadığı düşüncesi anlatılır.
[yazı için tıklayınız]
Boş Vakit Meselesi (Yurt ve Dünya, Sayı 10, [232]): Boş zamanı değerlendirmenin, okumanın önemine değinir ve kahve alışkanlığını eleştirir.
[yazı için tıklayınız]
|< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 >|    Liste